Dr. Zuhal Sönmezer: Evet Doğru Okudunuz, “Link Kültürü”
Dr. Zuhal Sönmezer, dijital toplumda bağlantıların bilgiyle kurulan ilişkiyi ve toplumsal temasları nasıl dönüştürdüğünü ele alıyor; dijital niyeti korumanın önemine dikkat çekiyor.
Gün içinde ekrandan ekrana, bir sekmeden diğerine geçerken düşüncelerimizi şekillendiren ilk niyetin nereye gittiğini soran Dr. Zuhal Sönmezer, dijital toplumun yalnızca iletişim araçlarının ya da bilgiye erişim hızının değişmesinden ibaret olmadığını vurguluyor. Yazara göre bu yeni ekosistem, zihinsel haritaları, karar alma biçimlerini ve insani temasları köklü şekilde dönüştürüyor. Bu dönüşümün merkezinde ise sessiz fakat etkili bir güç olarak “Link Kültürü” yer alıyor.
Sönmezer, “Dijital Toplum ve Link Kültürü” çalışmasında dijital labirentin içinde insanların bilgiyle kurduğu ilişkiyi ve bu ilişkiyi biçimlendiren dinamikleri sorguladığını ifade ediyor. Köşe yazısında konuyu yeniden ele alan yazar, geçmişle bugünün bilgiye erişim biçimleri arasındaki farklara dikkat çekiyor.
Eskiden bilgiye ulaşmanın emek ve yolculuk gerektirdiğini belirten Sönmezer, insanların sayfalar çevirdiğini, kaynakları ayrıntılı şekilde okuduğunu ve odaklanmış bir zihinle ilerlediğini hatırlatıyor. Bugün ise bilgiye tek bir bağlantı ya da tıklamayla ulaşılabiliyor. Ancak yazara göre erişimin kolaylaşması, bilginin derinliği ve özünün korunmasını sağlamıyor; tersine, bu nitelikler giderek kayboluyor.
Link kültürünün zihni sürekli bir bağlantıdan diğerine geçmeye alıştırdığına işaret eden Sönmezer, bir haber okunurken karşılaşılan bağlantının kişiyi başka bir konuya, oradaki yeni bir bağlantının ise üçüncü bir dünyaya götürebildiğini anlatıyor. Bu geçişlerin sonunda kişi, dakikalar sonra ekrana döndüğünde başlangıçta neyi öğrenmek istediğini unutabiliyor.
Yazara göre dijital mecralara belirli bir merak, öğrenme isteği ya da net bir konuyla giriliyor. Ancak algoritmaların ve bağlantı ağlarının oluşturduğu labirentte başlangıçtaki amaç yitirilebiliyor; kişi kendisini yönsüz biçimde dolaşırken bulup pasif bir tüketiciye dönüşebiliyor. Sönmezer, bu durumu dijital niyetin kayboluşu olarak tanımlıyor.
Bu kültürün etkisi yalnızca okuma alışkanlıklarıyla sınırlı kalmıyor, toplumsal ilişkileri de biçimlendiriyor. Milyarlarca insanın bağlantılar ve ağlar üzerinden birbirine ulaştığı bir dönemde, bağlantıların yoğunluğu ne derin bir kavrayışı ne de gerçek bir duygusal bağı güvence altına alıyor. Hızla paylaşılan linkler, yalnızca başlığı okunup içeriği atlanan makaleler ve birkaç saniyelik videolar arasında odaklanma süreleri de kayboluyor.
Sönmezer, yüzeysel bir “haberdarlık” hâlinin derinlemesine “anlama” becerisinin yerini aldığını belirtiyor. İnsanların hem birbirine hem bilgiye bağlı olduğu, ancak birbirini ve bilgiyi teğet geçtiği bir tabloya dikkat çekiyor. Bununla birlikte yazar, dijital toplumun sağladığı imkânları reddetmenin ya da teknolojiyi günah keçisi ilan etmenin gerçekçi olmadığını söylüyor. Asıl sorunun, teknolojiyle kurulan ilişkinin öznesinin insanlar mı yoksa onları tıklamalar arasında yönlendiren algoritmik yapılar mı olduğu olduğunu kaydediyor.
Bilginin labirentinde kaybolmamak için “dijital niyet” kavramını yeniden kazanmanın şart olduğunu savunan Sönmezer, her ekran dokunuşunda ve bağlantı tıklamasından önce kişinin kendisine şu soruyu yöneltmesini öneriyor: “Ben şu an neyi arıyorum ve bulduğum şey gerçekten niyetimle mi ilgili, yoksa sistemin beni yönlendirdiği yeni bir durak mı?” Yazara göre link kültürünün sürüklediği akıntıya karşı zihinsel özerkliği koruyabildiğimiz ölçüde bilgi labirentinde kaybolmaktan kurtulabilir ve bilginin gerçek sahibi olabiliriz.
Kaynak: Haber Merkezi

