Yılmaz'dan fon yatırımcılarına 1 milyon liraya kadar ödeme açıklaması

Cevdet Yılmaz, fon soruşturması kapsamında 7 şirket ve 131 fona tedbir getirildiğini, teklif yasalaşırsa yatırımcıların ana paralarının 1 milyon liraya kadar ödenmesine yönelik düzenleme yapılacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye gündemindeki fon soruşturması ve tasfiyeleriyle ilgili soruları AA Editör Masası'nda yanıtladı. Fon denetimlerinin devam ettiğini ve olayın ayrıntılı biçimde araştırıldığını belirten Yılmaz, açıklamalarında yatırımcıların haklarının korunmasına yönelik kanun teklifine, tasfiye kararlarına ve soruşturma sürecine ilişkin bilgi verdi. NTV Haber'de yayımlanan haberin son güncelleme tarihi 12.10.2026, saat 11:12 olarak kaydedildi.


Fon rehberiyle yeni kurallar getirildiğini, şeffaflığın artırıldığını ve piyasanın daha güven veren bir yapıya kavuşması amacıyla düzenlemeler yapıldığını anlatan Yılmaz, şartlara uygun hareket eden fonlar bakımından bu adımı olumlu bulduğunu ifade etti. Yeni kuralların sorunlu fonları görünür hale getirdiğini ve tespit edilen sıkıntılara karşı hızlı önlemler alındığını kaydeden Yılmaz, fon piyasasının belirli bir bölümündeki olayın geneli etkilememesi için sorunlu fonların tasfiyesine karar verildiğini söyledi. Bu fonların bir anlamda karantinaya alındığını belirten Yılmaz, toplam 7 şirket ve 131 fona tedbir uygulanarak tasfiye kararı verildiğini açıkladı.


Soruşturmanın adli ve idari boyutunun da sürdüğünü dile getiren Yılmaz, yatırımcıların olumsuz etkilenmesine yol açan ve olayın sorunlu hale gelmesinde rol oynayan kişiler hakkında adli mekanizmaların etkili biçimde işlemeye başladığını bildirdi. Birçok kişinin tutuklu, gözaltında ya da soruşturma aşamasında olduğunu, şirket sahipleri hakkında da adli işlem yapıldığını belirten Yılmaz, ana sorumlular arasında yurt dışına kaçan kişileri hatırlamadığını söyledi. Fahiş getiriler elde eden kişilerle ilgili önemli inceleme ve soruşturmaların devam ettiğini de aktardı. İdari tarafta SPK ile BDDK'nin çeşitli kararlar aldığını ifade eden Yılmaz, Cumhurbaşkanı'nın konuya hassas yaklaştığını ve hükümetin süreci başından itibaren kontrol altında tuttuğunu kaydetti.


Yılmaz, Fon Koordinasyon Kurulu'nun (FKK) kurulduğunu ve önemli kararlar aldığını, Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK) da görevlendirildiğini söyledi. Yaklaşık 15 denetmen ve müfettişle DDK'nın çok yönlü saha çalışmasına başladığını belirten Yılmaz, idarelerdeki açıkların ve kişilerin sorumluluklarının ortaya konacağını ifade etti. DDK'nın doğrudan görevlendirdiği kişiler bulunduğunu, Kurulun diğer kurumların uzmanlarından da yararlanabileceğini kaydeden Yılmaz, sürecin DDK tarafından güçlü biçimde denetlendiğini dile getirdi. Olaydan 455 binden fazla yatırımcının etkilendiğini, söz konusu fonların toplam fonların yüzde 4,6'sını oluşturduğunu belirten Yılmaz, yatırımcıların hak ve hukukunu gözetmeye dönük kanun teklifinin FKK'da tartışıldığını ve AK Parti Meclis Grubu'nda ele alındığını söyledi. Teklifin geçtiğimiz cuma günü paylaşıldığını, ancak henüz Meclis'ten geçmediğini özellikle vurguladı.


Yılmaz'ın verdiği bilgiye göre, 7 şirket ve 131 fon içinden 3 şirket olağan tasfiye koşullarını kabul etti ve tasfiye edildi. Bu işlemler 8 Ekim'de gerçekleşti; yaklaşık 44 bin vatandaşın ödemeleri yapıldı ve 17 fon devreden çıktı. Kapalı fonlar kapsamında da 3 kuruluşta 2 bin küsur kişi bulunduğunu belirten Yılmaz, olağan yöntemlerle tasfiye sürecine girenlerin toplamının yaklaşık 46 bin kişi olduğunu söyledi. A1 Capital, Bulls ve Pardus'un tasfiye edildiğini ve bu şirketlerin tasfiyelerinde mağdur kalmadığını ifade etti. En büyük fonun Tera olduğunu, Pusula ve Hedef'in yanı sıra Atlas'ın da bulunduğunu aktaran Yılmaz, Atlas Portföy'le olağan tasfiye konusunda müzakerelerin ve şirket sahipleriyle görüşmelerin sürdüğünü belirtti. Konunun hafta içinde netleşmesini umduğunu söyleyen Yılmaz, Atlas da olağan tasfiyeye girerse yaklaşık 58 bin vatandaş için bu yöntemin uygulanacağını kaydetti.


Tasfiyelerde kamu kaynağı kullanılmayacağını vurgulayan Yılmaz, fon piyasalarında devlet güvencesi bulunmadığını, bankacılık sisteminde ise güvence mekanizmasının ve bunun için TMSF bünyesinde biriken kaynağın bulunduğunu söyledi. Serbest fonlara yatırım yapanların profesyonel ve nitelikli yatırımcı sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmelerde kazanç ve kayıp ihtimalinin kabul edildiğini belirten Yılmaz, üç fonun tasfiyesinin de kendi kaynaklarıyla yapılacağını ifade etti. Olağan tasfiyelerde yatırımcının parasını aldığını, olağanüstü tasfiyelerde ise esas alınacak ana paranın “net yatırım tutarı” üzerinden hesaplanacağını anlattı. Örnek olarak bir yatırımcının fondan pay almak için 1 milyon lira yatırdığını, 2 milyon lira kâr ettikten sonra bu tutarı çekip hesabında 1 milyon lira bıraktığını varsayan Yılmaz, olağanüstü ödeme bakımından bu örnekte “1 milyona kadar ödeme yapmayacağız” ifadesini kullandı. Ardından teklifin, insanların ana paralarını 1 milyon liraya kadar ödemeye yönelik bir sistem öngördüğünü söyledi ve değerlendirmesinin Meclis'ten henüz geçmemiş kanun teklifi üzerinden yapıldığının altını çizdi.


Teklifte 1 milyon liraya kadar ana para ödemesi öngörüldüğünü belirten Yılmaz, genel hükümlerin geçerli olacağını ve tüm kaynaklar toplandığında hak sahiplerine düşen tutarın verileceğini ifade etti. 1 milyon liraya kadar ödeme almış kişilerin nihai hak ve yükümlülüklerinin hesaplanarak mahsuplaşılacağını, kanun teklifinde PPF'nin ve küçük yatırımcıların önceliklendirildiğini kaydetti. Büyük kitlenin bu kapsamda bulunduğunu ve kesin rakamların kısa sürede netleşeceğini söyleyen Yılmaz, olağanüstü tasfiyeye ilişkin kanun Meclis'ten geçerse bu konuda konuşulan yatırımcı sayısının 100 binin altına ineceğini öngördü. SPK'nin 131 fonla ilgili karar aldığını ve TMSF bünyesinde her fon için ayrı hesap açıldığını da aktaran Yılmaz, fonların hukuki durumlarının birbirinden farklı olması nedeniyle her birinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Her fon için 131 ayrı hesabın yanı sıra genel bir hesap bulunduğunu, hesapların fon bazında değil hisse bazında işlem yapanlarla ilgili olduğunu söyledi.


Yılmaz, isteğe bağlı olarak fahiş kazançlarını iade edenlerden ve hukuk dışı işlemler yapmış şirket ya da kişilerin mal varlıklarının satışından elde edilecek gelirlerin hesaplarda toplanacağını bildirdi. Kanun çıkması halinde başlayan sürecin daha sağlıklı bir zemine kavuşacağını ifade eden Yılmaz, TMSF'ye bu konuda çok ciddi yetkiler verildiğini ve Kurulun çalışmalarıyla varlıkların nakde çevrilmesinden kaynak sağlanacağını belirtti. Yatırımcılara yapılacak ödemelerin bu kaynaklardan karşılanacağını, kamu kaynağı kullanılmayacağını yineledi. Bazı kişilerin para yatırdığını duyduklarını ve kanunla sürecin hızlanacağını söyleyen Yılmaz, ödemelerin soruşturma dosyalarını kapatmayacağını vurguladı. Hukuk dışı işlem, piyasayı bozucu faaliyet ya da fahiş gelir elde edilmesi söz konusuysa, yatırımcıya ödeme yapılmasının hukuki sorumlulukları ve soruşturmayı ortadan kaldırmayacağını kaydetti.


Yatırımcılarla manipülatör ve spekülatörlerin birbirinden ayrı tutulması gerektiğini belirten Yılmaz, sermaye piyasalarının yıllardır planlarında öncelikli yer tuttuğunu ve desteklendiğini, bundan sonra da güçlü biçimde desteklenmeye devam edeceğini söyledi. Bu piyasaları kalkınmanın finansmanında en sağlam kaynaklardan ve üretim ile kalkınma açısından önemli alanlardan biri olarak nitelendiren Yılmaz, sermaye piyasalarına yatırım yapmanın suçmuş gibi gösterilmemesi gerektiğini ifade etti. 455 binden fazla kişinin yatırım yaparak getiri elde etmeye çalıştığını belirten Yılmaz, hedeflerinin yatırımcılar değil; piyasayı bozucu işlem yapanlar, manipülatörler ve yatırımcıların olumsuz etkilenmesine yol açan hukuk dışı işlemlerde bulunanlar olduğunu söyledi. Yatırımcılara müsterih olmaları çağrısında bulunan Yılmaz, sorunlu fonların sistemden çıkarılmasıyla sermaye piyasalarının daha güçlü biçimde yoluna devam edeceğini ve “virüsü sistemden çıkarma” gayreti içinde olduklarını dile getirdi.


Küçük yatırımcıların içinde bulunduğu şartlardan bir an önce çıkması için harekete geçtiklerini belirten Yılmaz, kanun yasalaşırsa ödemelerin Ekim ayı içinde yapılabileceğini değerlendirdiklerini söyledi. Teknik hazırlıkların tamamlandığını, konunun FKK'da ele alındığını ve kurumların hazırlıklarını yaptığını kaydeden Yılmaz, kanun çıkar çıkmaz işlemlerin gerçekleştirilerek ödemelerin yapılacağını bildirdi. Bazı fonlarda 1 milyon liraya kadar ödeme yapılamayacağı ve fonların içinin boşalmış olmasının sorun yaratabileceği yönünde endişeler bulunduğunu aktaran Yılmaz, elde edilen kaynakların fonlara aktarılacağını söyledi. Fonlarda yeterli para bulunmaması halinde ulaşabilecekleri en düşük alacaklılara ulaşarak ödeme yapacaklarını belirtti. Farklı çevrelerden ve siyasi görüşlerden gelen yapıcı eleştirileri dinlediklerini de ifade etti.


Siyaset ve medyada konuyu istismar etmek isteyenlerin bulunduğunu söyleyen Yılmaz, yapıcı tutumlara saygı duyduklarını; haksız ithamları, aceleci yorumları, ayrıntılara bakmadan algı oluşturma ve itibar suikastı girişimlerini ise tasvip etmediklerini kaydetti. Meclis'te yaptığı sunumun ardından İYİ Parti Milletvekili Özlale'nin isim vermeden iki bakan hakkında ithamlarda bulunduğunu ve kendisine soru yönelttiğini anlatan Yılmaz, isimleri açıklamasını istediğini, Özlale'nin de ertesi gün düzenlediği basın toplantısında isimleri söylediğini aktardı. Yılmaz, iki bakanın da iddialara açık ve net yanıt verdiğini belirtti. Mahinur Hanım'ın babası hakkındaki iddialarda isim benzerliği bulunduğunun ortaya çıktığını, Ömer Bey'le ilgili sukuk hesaplarında tasarrufu olduğu yönündeki konunun ise işlemlerin bir araya getirilip bazı rakamların hesaplanmasıyla çarpıtıldığının anlaşıldığını söyledi. Her iki konuda da büyük mahcubiyet hissedilmesi gerektiğini ifade etti.


AK Parti'nin geniş bir camia olduğunu ve yanlış yapan kişilerin çıkabileceğini dile getiren Yılmaz, Cumhurbaşkanı'nın tavrının açık olduğunu; suç işleyen kim olursa olsun, en yakınları ya da “babamızın oğlu” olsa bile gereğinin yapılacağını söyledi. Yolsuzluk yapanları görmezden gelme veya üzerini örtme anlayışında olmadıklarını belirten Yılmaz, ağır ithamlarda bulunulabildiğini ifade ederek herkesi aklıselime davet etti. Araştırmadan ve ayrıntıları bilmeden insanları itibarsızlaştırmaya çalışılmaması gerektiğini kaydetti. Kent içi ulaşım ücretlerine de değinen Yılmaz, yerel yönetimlerin yaptığı artışların enflasyonu olumsuz etkilediğini söyledi. Artışlara sınır getirilmesine yönelik yaklaşımları bulunduğunu belirten Yılmaz, toplu ulaşım ücretlerinin enflasyonun çok üzerinde artırılmaması gerektiğini ifade etti.


Kaynak: Haber Merkezi