İşgalci İsraillilerin kuşattığı Filistinli ailede pencereden el uzatmak gözaltı gerekçesi sayılabiliyor
Um el-Hayr’da yaşayan Salim el-Hadalin, ailesinin evinin çevresindeki kısıtlamalar ve tacizler nedeniyle sürekli korku içinde olduğunu söyledi. Eşi İhlas el-Hadalin ise pencereyi açmanın ya da dışarıya el uzatmanın gözaltı gerekçesi sayılabildiğini belirtti.
TRT Haber’in saat 12.02’de aktardığı habere göre, Salim el-Hadalin ailesiyle birlikte Um el-Hayr’da ağır baskılarla karşı karşıya. Endişenin gündelik hayatlarının parçası haline geldiğini söyleyen Hadalin, yaşam alanları daraltılsa da evlerinde kalmaya kararlı olduklarını ifade etti. İşgalci İsraillilerin kuşattığı evini gösteren Hadalin, burada doğup yaşadığını, araziye ait belgelerinin ve her şeyinin tam olduğunu belirterek, “Bizi her yola başvurarak yerimizden etmek istiyorlar.” dedi. Ailenin evini terk etmeyeceğini vurgulayan Hadalin, “Topraklarımızda direniyoruz, burası bizim vatanımız.” diye konuştu.
Baskılar, Hadalin ailesinin yaşadığı evin yanı sıra çevredeki arazilere, otlaklara ve ailenin tek geçim kaynağı olan koyun ağılına da uzanıyor. Hadalin’in aktardığına göre Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, ağılın içine çit çekerek bazı bölümleri kapattı. Bu nedenle aile hayvanlarına ulaşmakta ve onların bakımını yapmakta büyük zorluk çekiyor. Hadalin, koyunlarını günde yalnızca 5 dakika görebildiğini; hayvanları düzenli kontrol edemediğini, gebe koyunları ayıramadığını ve gerektiğinde veteriner getiremediğini söyledi. Kısıtlamalar nedeniyle bazı koyunların telef olduğunu belirten Hadalin, geriye kalan az sayıdaki hayvanın ailenin tek geçim kaynağı olduğunu kaydetti.
Otlakların tel örgülerle kapatılması ailenin kendi evlerinin çevresinde dahi serbestçe hareket etmesini engelliyor. Hadalin, çevredeki arazilerin kendilerine tamamen kapatıldığını söyleyerek, “Gidecek başka bir yerim yok.” ifadelerini kullandı. İşgalci İsraillilerin sık sık evin çevresine geldiğini belirten Hadalin, bazı kişilerin kadınlara ve kız çocuklarına yaklaşarak hakaret ettiğini anlattı. İsrail ordusu ve polisinin bölgeye gelmesine rağmen tacizlerin sona ermediğini dile getiren Hadalin, “İsrail ordusu ve polisi geliyor ama hiçbir şey yapmıyor.” dedi.
Ailenin baskılar nedeniyle sürekli korku içinde yaşadığını ve geceleri uyumakta bile zorlandığını ifade eden Hadalin, kendilerine yönelik saldırı ve tacizlerin başka Filistinli ailelere de uygulanan sistematik bir yöntemin parçası olmasından endişe duyduğunu söyledi. “Bugün bana yapıyorlar, yarın komşuma geçecekler.” diyen Hadalin, yaşananların sıradan bir arazi anlaşmazlığı olmadığını, bölge sakinlerinin kendi topraklarında barınmasını doğrudan tehdit ettiğini vurguladı. Bölgedeki yaşam koşullarının artık “çok zor” olduğunu belirterek ilgili kurum ve kuruluşlara acil müdahale çağrısında bulundu.
Salim el-Hadalin’in eşi İhlas el-Hadalin, kısıtlamaların evin içine kadar ulaştığını, banyonun yaklaşık 4 aydır kapalı tutulduğunu ve aile fertlerinin buraya erişemediğini söyledi. Evin çevresindeki yoğun kısıtlamalar yüzünden pencereyi açmanın veya dışarıya el uzatmanın dahi gözaltı gerekçesi sayılabildiğini belirtti. İhlas el-Hadalin, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin geceleri pencerelere kadar yaklaştığını; bu sırada kızları Sara’nın odasında ders çalışıyor ya da uyuyor olduğunu aktardı.
Sara’nın lise bitirme sınavlarına bu odada hazırlandığını ve üniversite eğitimini sürdürdüğünü belirten annesi, evin çevresindeki tacizler nedeniyle ailenin gece gündüz kendini güvende hissetmediğini söyledi. Hadalin ayrıca ailenin sobalarına ve odunlarına el konulduğunu, pencerelerin çeşitli malzeme ve örtülerle kapatıldığını anlattı. Bu uygulamaların evdeki yaşamı daha da zorlaştırdığını ifade etti.
Um el-Hayr’ın bulunduğu Mesafir Yatta’da yaşayan Filistinli topluluklar; İsraillilerin Filistin topraklarını gasbederek kurduğu yerleşimlerin genişlemesi, inşaat ve yıkım uygulamaları ile arazi ve otlaklara erişimin kısıtlanması nedeniyle yoğun baskı altında. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), 7 Kasım 2025’te yaptığı uyarıda, Um el-Hayr’daki 11 ev ve temel tesisi hedef alan yıkım kararlarının uygulanması halinde bölge sakinlerinin yerlerinden edilebileceğini bildirdi. OHCHR’ye göre İsrail makamları, Filistinlilerin temin etmekte büyük zorluk yaşadığı İsrail yapı ruhsatlarına sahip olmadıkları gerekçesiyle bölgedeki Filistinlilere ait binaların çoğunu ruhsatsız kabul ediyor.
BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Eylül 2026’da yayımladığı raporda, yılın başından 14 Eylül’e kadar işgal altındaki Batı Şeria’da Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin yaralanma, maddi hasar ya da her ikisiyle sonuçlanan 1600’den fazla saldırı gerçekleştirdiğini aktardı. Rapora göre bu saldırılardan 275 Filistinli topluluk etkilendi. OCHA, saldırılar ve araziye erişim kısıtlamalarının bölge halkının tecrit edilmesine; evlere, tarım arazilerine, temel hizmetlere ve geçim kaynaklarına ulaşma imkânının daralmasına yol açtığını kaydetti.
Mesafir Yatta’da bazı alanların “kapalı askeri bölge” ilan edilmesinin de inşaat faaliyetlerini, hareket özgürlüğünü ve arazilere erişimi kısıtladığı kaydediliyor. İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te 194 yerleşim yeri ile yaklaşık 360 kaçak yerleşim noktası bulunuyor. Bu yerleşim ve noktalarda Filistin topraklarını gasbeden 750 bini aşkın İsrailli yaşıyor.
Kaynak: Haber Merkezi

