17 ülke sahada! NATO Rusya’ya nükleer mesaj mı veriyor?
Rusya’nın, NATO’nun Kaliningrad’ı izole etmeye yönelik herhangi bir adım atması halinde tüm seçenekleri kullanabileceğini açıklamasından birkaç hafta sonra, NATO üyesi 17 ülke İtalya merkezli nükleer tatbikata başladı. Yaklaşık 10 gün sürmesi planlanan tatbikatta gerçek nükleer silah kullanılmayacak. Terör ve Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, tatbikatın zamanlamasını Rusya’ya yönelik caydırıcılık mesajı olarak değerlendirdi.
Buse Güngör | CNNTurk.com Muhabiri
Rusya’nın, NATO’nun Kaliningrad’ı izole etmeye yönelik bir adım atması halinde nükleer silahlar da dâhil tüm seçenekleri kullanabileceği yönündeki açıklamasının ardından ittifakın tatbikatı gündeme geldi. Açıklamadan birkaç hafta sonra NATO üyesi 17 ülke, İtalya merkezli nükleer tatbikata başladı. Yaklaşık 10 gün sürmesi planlanan çalışmada gerçek nükleer silah kullanılmayacak.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, tatbikatın ittifakın hazırlık seviyesini, üyeler arasındaki koordinasyonu ve caydırıcılık kapasitesini ölçmeyi amaçladığını belirtti. Rutte, çalışmanın önceden planlandığını ve herhangi bir ülkeyi hedef almadığını da söyledi. Terör ve Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ ise tatbikatın Rusya’nın Kaliningrad açıklamasının ardından başlamasına dikkat çekerek zamanlamanın Moskova’ya dönük bir caydırıcılık mesajı şeklinde okunabileceğini ifade etti.
Başbuğ, Rusya ile NATO arasındaki gerilimin askerî boyutun yanı sıra psikolojik bir mücadele niteliği de taşıdığını söyledi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Kaliningrad’ın hedef alınması durumunda tüm silahların kullanılabileceği yönündeki sözlerinin nükleer silah tartışmalarını gündeme getirdiğini belirten Başbuğ, bölgenin Rusya’nın deniz gücü açısından önem taşıyan dört noktadan biri olduğunu kaydetti. Bu bölgeler arasında Kaliningrad’ın yanı sıra Karadeniz’deki Sivastopol, Rusya’nın kuzeyindeki deniz üssü ve Pasifik kıyısındaki Vladivostok’u saydı.
Kaliningrad’ın Avrupa’ya yakın konumu nedeniyle Rusya’nın askerî stratejisinde kritik yer tuttuğunu belirten Başbuğ, olası bir çatışmada bölgenin hedef alınabilecek noktalardan biri olabileceğini dile getirdi. Polonya ile Litvanya arasındaki Suwalki Koridoru’nu da önemli bir bölge olarak niteleyen Başbuğ, Rusya’nın Belarus üzerinden bağlantı kurabileceği bu koridorun NATO tarafından olası bir kara harekâtı bakımından dikkate alındığını söyledi. Kaliningrad’da Rus deniz kuvvetleri ile nükleer denizaltıların bulunduğunu belirten Başbuğ, bölgenin Rusya’nın Avrupa’ya dönük muhtemel bir askerî harekâtında stratejik rol oynayabileceğini ifade etti.
Başbuğ, NATO tatbikatını Rusya’nın Kaliningrad üzerinden yaptığı açıklamaya karşı bir caydırıcılık adımı olarak değerlendirdi. Tatbikata NATO üyesi 17 ülkenin katıldığını belirten Başbuğ, nükleer silaha sahip ABD, İngiltere ve Fransa’nın da çalışmada yer alacağını söyledi. Türkiye’nin de katılımcı ülkeler arasında bulunduğunu kaydeden Başbuğ, gerçek nükleer silahların kullanılmayacağına dikkat çekti. Mark Rutte’nin tatbikatın önceden planlandığı ve herhangi bir ülkeyi hedef almadığı yönündeki açıklamasını hatırlatan Başbuğ, buna karşın zamanlamanın Rusya’nın son sözlerine karşı mesaj olarak yorumlanabileceğini belirtti. Olağan dışı bir gelişme yaşanmaması halinde tatbikat sona erince bölgede tansiyonun yeniden düşebileceğini de ifade etti.
Avrupa ülkelerinin istihbarat kuruluşlarının Rusya’nın 2030’a kadar bir Avrupa ülkesine saldırabileceği yönündeki değerlendirmelerinin tartışıldığını hatırlatan Başbuğ, Rusya ile Avrupa arasında muhtemel bir savaşın nasıl başlayacağının sorgulanması gerektiğini söyledi. Rusya’nın Ukrayna’daki savaşta yaşadığı zorluklara işaret eden Başbuğ, Moskova’nın Polonya üzerinden Avrupa’ya uzanacak geniş çaplı bir harekâtı hangi askerî kapasiteyle gerçekleştirebileceğinin değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. NATO’nun 5. maddesinin bu olasılıkta önemli olduğunu vurgulayan Başbuğ, ittifak üyesi bir ülkeye saldırının diğer üyeleri de sürece dâhil edebileceğini belirtti. Avrupa ile Rusya arasındaki gerilimin bilinçli biçimde yükseltildiği kanaatini de paylaştı.
Programda, Rusya Devlet Televizyonu’nda yayımlanan ve nükleer başlıklı bir torpido saldırısının İngiltere kıyılarında büyük bir tsunamiye yol açabileceğini gösteren animasyon da ele alındı. Görüntülerde, nükleer başlıklı deniz aracının İngiltere kıyılarında patlaması halinde yüzlerce metre yüksekliğinde tsunami oluşabileceği ve ülkenin radyoaktif kirliliğe maruz kalabileceği öne sürülüyordu. Başbuğ, bu görüntülerin İngiltere’ye doğrudan mesaj taşıdığını savundu. Devlet televizyonunda yayımlanmasının bunun sıradan bir yayın olmadığını, mesajın bilinçli ve doğrudan verildiğini gösterdiğini söyledi. Başbuğ’a göre Rusya, olası bir kriz durumunda İngiltere’yi hedef alabileceği mesajını veriyordu.
Başbuğ, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un İngiltere’ye yönelik son açıklamalarını da hatırlatarak, olası bir savaşta İngiltere’nin Rusya’nın hedefi olabileceği yönündeki sözlerini dikkat çekici buldu. Rusya’nın nükleer silah kapasitesine ve Avrupa ülkelerine yönelik önceki açıklamalarına değinen Başbuğ, Moskova’nın İngiltere’yi olası bir çatışmada öncelikli hedeflerden biri olarak gösterdiğini ileri sürdü. Rusya’nın İngiltere’yi uluslararası krizlerin derinleşmesinde ve çatışmaların sona ermesini zorlaştıran politikalarda etkili bir aktör olarak gördüğünü belirten Başbuğ, bu yaklaşımın İngiltere’ye yönelik söylemlerin sertleşmesinde etkili olduğunu söyledi.
İngiltere’nin tarihsel dış politikasını eleştiren Başbuğ, ülkenin sömürgeci ve emperyal politikalarının bugün de uluslararası gelişmeler üzerinde etkisi bulunduğunu savundu. Rusya-Ukrayna Savaşı’nı bitirmeye dönük girişimlerin sonuçsuz kalmasında İngiltere’nin politikalarının rol oynadığı görüşünü dile getiren Başbuğ, Türkiye’nin savaşın sona ermesi için yürüttüğü diplomatik girişimlere de değindi. Sürecin uzamasında İngiltere’nin etkisi olduğunu öne süren Başbuğ, Rusya’nın bu nedenle İngiltere’ye yönelik mesajlarını sertleştirdiğini ve dolaylı ifadeler yerine doğrudan hedef gösteren bir dil kullandığını söyledi. İngiltere’nin Rusya’dan gelen mesajlardan ders çıkararak politikasını değiştirip değiştirmeyeceği konusunda ise iyimser olmadığını ifade etti.
Kaynak: Haber Merkezi

