Çankırı İnsani Değerler Platformu’ndan “Filistin’i Unutmuyoruz” açıklaması
Platform adına konuşan İHH Çankırı Şube Başkanı Hasan Kale, 7 Ekim 2026’da Çankırı Hoca Ahmet Yesevi Camisi avlusunda yapılan açıklamada Gazze’deki saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve altı maddelik çağrılarını sıraladı.
Çankırı İnsani Değerler Platformu, “Filistin’i Unutmuyoruz” temasıyla basın açıklamasını 7 Ekim 2026’da, Yatsı Namazı’nın ardından Çankırı Hoca Ahmet Yesevi Camisi avlusunda gerçekleştirdi. Platform adına açıklamayı yapan İHH Çankırı Şube Başkanı Hasan Kale, konuşmasına “Sözün Bittiği, Hukukun Çöktüğü Yerdeyiz: 3 Yıllık Soykırıma ve Asırlık İşgale Karşı Kıyamdayız!” sözleriyle başladı. Kale, Aksa Tufanı’nın başlamasının üzerinden üç yıl geçtiğini ve İsrail’in Gazze’de başlattığını söylediği soykırımın üçüncü yılını aralıksız biçimde geride bıraktığını belirtti.
Kale, yaşananların yalnızca üç yıldır süren bir katliam olarak ele alınamayacağını savunarak Filistin topraklarının 1917’den bu yana bir asrı aşkın süredir adım adım gasp edildiğini, bunun sistematik bir işgal ve soykırım politikası olduğunu ifade etti. Resmî verilere göre çocuk, kadın ve yaşlı ayrımı yapılmadan 80 bine yakın sivilin öldürüldüğünü söyleyen Kale, enkaz altında cenazelerine dahi ulaşılamayan on binlerce Gazzelinin bulunduğunu dile getirdi. Ağır iş makinelerinin Gazze’ye girişine izin verilmediğini, yaralıların tedavisinin engellendiğini, gıda, su ve ilacın silah olarak kullanıldığını ileri sürdü. Hastanelerin, okulların, ibadethanelerin ve yardım konvoylarının yıkıldığını belirten Kale, yaşanan vahşetin modern dünyanın gözleri önünde canlı yayınlarla gerçekleştiğini söyledi.
Uluslararası hukuk ve küresel adalet mekanizmalarının Gazze’deki yıkım karşısında meşruiyetini yitirdiğini savunan Kale, Katar, Mısır, Türkiye ve ABD arabuluculuğunda 10 Ekim 2025’te varılan ateşkes mutabakatına rağmen işgal rejiminin kurallara uymadığını, taahhütlerini çiğneyerek öldürme eylemlerini sürdürdüğünü öne sürdü. Saldırganlığın Gazze’yle sınırlı kalmadığını belirten Kale, işgal altındaki Batı Şeria’da da aynı soykırımın tekrarlanacağının ilan edildiğini; Suriye, Lübnan, Yemen ve İran’a yönelik saldırılarla bölgenin ateşe atıldığını söyledi.
Kale, soykırımın bir numaralı faili olarak nitelediği Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler kürsüsüne çıkarılmasını “küresel bir utanç vesikası” diye değerlendirdi. Salonu terk eden 70 devlet temsilcisinin tavrının, Netanyahu’nun yerinin diplomasi salonları değil mahkemeler ve sanık sandalyesi olduğunun göstergesi olduğunu ifade etti. ABD yönetimini ise Siyonist çeteye silah, mühimmat ve siyasi koruma sağlamakla suçladı; bu desteğin vahşetin arkasındaki en büyük cüret ve suç ortaklığı kaynağı olduğunu ileri sürdü.
Küresel sessizliğe ve ikiyüzlülüğe rağmen sokakları terk etmeyen halkları selamlayan Kale, Filistin davasına koşulsuz destek veren, baskılara boyun eğmeden hakikati dile getiren dünya halklarına teşekkür etti. Buna karşılık, soykırımı meşrulaştırmaya çalıştığını söylediği küresel sermaye ve emperyalist şirketlerin tutumunu kınadı. Gazze’de bombalar nedeniyle uzuvlarını kaybeden on binlerce Filistinli çocuğun görmezden gelinip katliam ordusunun ampute olmuş bir askerinin Adidas tarafından reklam yüzü yapılmasını insanlık onuruna hakaret olarak nitelendirdi. Şirketlerin reklam kampanyalarıyla dökülen kanın izini silemeyeceğini söyledi.
Çankırı İnsani Değerler Platformu ve Çankırı’nın vicdanlı insanları adına Birleşmiş Milletler’e ve bölge ülkelerine seslenen Kale, daha neyin beklendiğini, kaç çocuğun parçalanmış bedeninin ekrana düşmesi ve kaç şehrin haritadan silinmesi gerektiğini sordu. Kuru kınamalarla diplomatik temennilerin artık yeterli olmadığını belirten Kale, İslam ümmetinin Siyonist rejimin İslam coğrafyasındaki varlığı karşısındaki dağınıklığının işgal, katliam ve soykırımlara zemin hazırladığını savundu. İslam ülkelerine ihtilafları bir kenara bırakarak ümmetin onurunu ve geleceğini korumak için ortak irade etrafında birleşme çağrısı yaptı.
Açıklamada yetkililere, siyasi partilere, dünya Müslüman halklarına ve vicdanlı insanlara yönelik altı maddelik talepler sıralandı. İlk olarak 10 Ekim 2025 tarihli ateşkes mutabakatının bütün şartlarının istisnasız ve derhal uygulanması; Gazze’ye insani yardım, tıbbi teçhizat ve enkaz kaldırma iş makinelerinin girişinin koşulsuz sağlanması istendi. İkinci maddede, işgalci terör örgütünün ateşkes şartlarına ve hukuka uymaması hâlinde, başta bölge ve İslam ülkeleri olmak üzere sorumlu devletlerin caydırıcı askerî mekanizmaları ve fiilî güvenlik tedbirlerini derhal devreye sokması çağrısı yapıldı.
Üçüncü talepte, Türkiye’de ve dünya genelinde çifte vatandaşlık zırhına sığınarak Gazze ve Batı Şeria’da masumların kanını döktüğü, soykırım ve katliam suçlarına doğrudan katıldığı öne sürülen ordu mensuplarının tek tek tespit edilmesi istendi. Bu kişiler hakkında vatana ihanet ve insanlığa karşı suçlardan adli ve yasal işlem başlatılması, yargı önüne çıkarılmaları çağrısı yapıldı. Dördüncü maddede, Adidas başta olmak üzere Siyonizm’e, işgale ve emperyalizme doğrudan ya da dolaylı destek verdiği belirtilen markalara karşı kesintisiz boykot talep edildi. Siyasi iktidarlardan ve karar alıcılardan, boykot çağrısıyla yetinmeyerek bu ürünlerin satışını, ithalatını ve pazarlanmasını zorlaştıracak yasal, idari ve ticari adımlar atmaları istendi.
Beşinci maddede, karşılarındaki yapının devlet değil, hukuku, ahlakı ve insanlığı hiçe sayan organize bir soykırım ve terör şebekesi olduğu savunuldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu işgal yapısını 1949’da tanıyan ilk Müslüman çoğunluklu ülke olmasından kaynaklanan tarihî yanılgı ve veballe yüzleşmesi gerektiğini belirten Kale, Siyonist rejimin devlet vasfını yitirdiğini ve kan ile katliamla beslenen bir suç örgütüne dönüştüğünü öne sürdü. Türkiye’nin 1949’daki tanıma kararını tek taraflı iptal etmesi ve bu yapıyı devlet olarak tanımaktan vazgeçtiğini dünyaya ilan etmesi istendi. Altıncı maddede ise 1917’den beri süren bir asırlık işgalin sona erdirilmesi, başkenti Kudüs olan tam bağımsız ve egemen Filistin Devleti’nin koşulsuz tanınması çağrısı yapıldı.
Kale, yıkılacak bina ve katledilecek aile kalmadığını, sözün tükendiğini ve insanlığın can çekiştiğini ifade etti. “Ankara’dan ilan ediyoruz” sözleriyle katliamları unutmayacaklarını, cinayetleri finanse edenleri ve sessiz kalanları affetmeyeceklerini belirtti; nehirden denize özgür Filistin kuruluncaya kadar susmayacaklarını, durmayacaklarını ve geri adım atmayacaklarını söyledi. Açıklamasını “Kahrolsun Siyonizm, kahrolsun emperyalizm”, “Yaşasın Küresel Vicdan” ve “Yaşasın Bağımsız Filistin Direnişimiz” sözleriyle tamamladı. Hasan Kale’nin platform adına katılımcılara teşekkür etmesinin ardından dua edildi ve basın açıklaması sona erdi.
Kaynak: Haber Merkezi

